Bir yazar, bir sosyolog, bir liderlik uzmanı... Belkide onun en çok ön plana çıkan özelliği de bu, O bir “Liderlik Uzmanı”.
Kim mi? Tatvan'lı Sosyolog-Yazar-Liderlik Uzmanı Niyazi Altılar. Türkiye'de liderlik alanında kitaplar yazan ilk kişilerden, Türkiye'nin nadir liderlik uzmanlarından biri. Biz kendisine “Siz Türkiye'nin ilk veya tek liderlik uzmanımısınız?” diye sorduk, biraz mütevazi bir tavırla “Hayır” dedi. “Ben bu alanda kitap yazan ilk kişilerdenim ama, benden başka liderlik uzmanları da var” dedi. Sadece liderlik konusunda kitap yazmamış. Liderlik başta olmak üzere takım çalışması, davranış bilimleri, duygusal zeka, siyaset sosyolojisi ve demokrasi, yönetim psikolojisi ve liderlik gibi birçok konuda araştırma ve çalışmalarda bulunmuş. Ve en son, belki birçok konuda ezberi bozacak, son derece ilginç bir teori attı ortaya. Ona göre, bilim adamlarının var olduğuna inandıkları ama ne olduğu konusunda görüş birliğine varamadıkları 5. element, yani hava, su, toprak ve ateş dışında varolduğuna inanılan 5. element “Sevgi”. Evet Niyazi Altılar 5. element “Kozmik Sevgi”dir diyor “5. Element” isimli kitabında. Evrenin her yerinde, her zaman, bitmeyen, aksamayan bir sevgi enerjisinin dolaşımının var olduğunu ileri süren Niyazi Altılar: "Sevgi enerjisinin dolaşımının bittiği anda her şey biter.Yani bu enerji bitti mi, zaman duracak, zaman durduğu an dünyanın sonu gelecek.” diyor. Sayın Altılar neden uzmanlık alanı olarak liderliği seçtiniz? Dünyada liderlik konusunu araştıranlar sosyologlardır, sosyal psikologlardır. Bu bakımdan pek de uzak bir alan değil çünkü bende bir sosyoloğum. Ama Türkiye'de bunca Sosyolog var, fakat “Liderlik Uzmanı” bir elin parmakları kadar belki. Sizin aklınıza ilk olarak nereden geldi, neden diğerleri gibi klasik bir alanda uzmalaşmadınız? Evet bu bir boşluktur. Ve boşluklarda en büyük fırsatlardır. Siz boşlukları gördünüzmü oraları doldurmak için uğraşırsanız belki bazen bir konuda “ilk veya tek” kişi-uzman siz olursunuz. Bu her alan için geçerlidir, fırsatları kaçırmamak lazım.
Türkiye'de “Duygusal Zeka” alanında kitap yazan ilk kişi sizsiniz. Bunu yazma fikri nereden geldi? Evet Tükiye'de ilk ben yazdım. Dünyada “Duygusal Zeka” alanındaki en büyük uzman Daniel Goleman'dır. Aslında “Duygusal Zeka” bizdeki nefsi terbiye etme olayıdır. Yani bu bizde aslında yüzyıllardır var olan bir bilgidir. Zor bir konudur ama zor olduğu kadar da ihtiyaç duyulan bir konudur. Türkiye'de eğitimine ihtiyaç duyulan en önemli alandır. IQ'nun hayattaki başarıya katkısının %10'dan fazla oladığı tespit edildi. Bu durum EQ'yu (Duygusal Zeka) daha mı önemli kılıyor? Evet kesinlikle bir kişinin başarılı olabilmesi için entellektüel zekadan ziyade duygusal zekasının geliştirilmesi gerekiyor. Türkye'deki insanların en büyük eksikliği bu bence. Nedir peki “Duygusal Zeka”? Duygusal Zeka duyguları kontrol etmedir. Örneğin bir kızgınlık anında duyguları kontrol etmektir. Karşınızdaki kızgın bir insanı nasıl kontrol altına alabilirsiniz. Nasıl yatıştırabilirsiniz. Bunu başarırsanız zaten duygusal zeka ile kendinizde hakimiyeti kurmuşsunuz demektir. Bir diğer anlamıyla duygusal zeka kendini bilme, kendini kontrol altına alabilmek, kendine hakim olabilmek ve böylelikle karşısındakini de kontrol edebilmek, yönetebilmek demektir. Duygusal zekamızın tam olarak gelişmediğini en büyük eksikliğimizin bu olduğunu söylediniz. Peki bu kendi bireysel gelişimimizin önünde bir engel değilmidir? Bireysel olarak bir kişinin kendisini geliştirmesine hiç bir şey engel değildir, olamazda. Ama halkımız özellikle gençlerimiz böyle demiyor. Kendi gelişimlerinin önünde maddi, manevi ve bilhassa ideolojik bir çok engel olduğunu iddia ediyorlar. Kendini yetiştirmek isteyen bir insan bunu kesinlikle becerir. Diğer hallerde hepsi bahane ve mazerettir. Siz kendinizi iyi yetiştirirseniz fark edilirsiniz. Fark edilmek demek, başarmak demektir. Başarılı bir insan şartlara hakim olur şartlara teslim olmaz. Bireyin gelişimi önündeki en büyük engelin yine bireyin kendisi olduğuna inanıyorum. Birey kendi kafasındaki zihinsel engelleri aşarsa başarılı olabilir. Çevresel etkenler hiç mi etkili değildir? Hayır oda etkilidir. Mesela siz yola çıktığınızda aileniz size bir engel teşkil edebilir, yakın çevre, ekonomik durum veya oranın feodal yapısı engel teşkil edebilir. Bakın aslında bizim buradaki en büyük engelimiz feodal yapı. Bireyin gelişiminin önündeki en büyük engel feodalizmdir. Eğitim sistemimiz yeterlimi? Genel anlamda ciddi bir eğitim sistemi sorunu var. Bu durum olumsuz etkilemiyor mu bireyi? Evet genel anlamda bir sorun oalbilir eğitim sistemimizde. Ama aldığımız formel eğitim de bir yere kadar etkili olabilyor. İnsanın içinden gelmeli kendini yetiştirmek isteği. Mesela ben üniversiteye kadar okudum.Üniversiteden sonraki sürecim aldığım eğitimle sınırlı kalsaydı bir adım bile ilerleyebilirmiydim? Kesinlikle hayır. Benim için bir Allah vergisiydi kendimi geliştirme isteğim. Bu bir şeyi sevmek ve ona ulaşabilmek için bedel ödemeyi göze alabilmek ile olur. Bu bedel kimi zaman para olur kimi zaman zaman olur, kimi zamanda sağlıktan, sosyal çevreden feragatle olur. Ve siz bu bedeli öderseniz başarılı olursunuz. Bu, bu yolda sabırla yürüyen herkes için geçerlidir. Bizim toplum olarak her zaman lider problemimiz olmuştur ve sık sık lider değiştiririz. Bir “Liderlik Uzmanı” olarak sizce nasıl bir lider-yönetici seçmeliyiz? Bir kere düşünce şekli ve yaşantısıyla toplumun ahlak kurallarına aykırı olmamamlı. Bilgili ve donanımlı olmalı. Kendini kabuklarının dışına çıkarabilmesi için “duygusal zeka” dediğimiz sırra vakıf olmalı. Kapasitesi ile toplumun standartlarının çok üstünde olmalı. Peki Sayın Altılar son olarak “5. Element” yani son kitabınıza gelelim. Bize bu kitabın serüvenini anlatabilirmisiniz? Aslında yaptığım bütün çalışmalar gibi bu çalışmanında gerekliliğine inandığım için yaptım. Adilcevaz Belediyesinin düzenlediği “Anlamlı ve Coşkulu Bir Yaşam İçin: Koşulsuz Sevgi” isimli bir konferansa konuşmacı olarak katılmıştım. Bu konferans benim koşulsuzca sevmeyi öğrenmek ve gerçek başarıya ulaşmak adına sevginin içinde barındırdığı kozmik sırrı keşfetmeme neden oldu. Sevginin kozmik sırrını keşfetme serüvenim beni, sevginin dünyaya bağışlanmış 5. Element olduğu sonucuna götürdü. Bu iddia size ait bir iddia mı yoksa herhangi birinden mi etkilendiniz? Sevginin çok önemli olduğu Mevlana, Yunus Emre, Hacı Bektaşi Veli ve daha birçok düşünür sevginin değerine kutsallığına dikat çekmişlerdir. Ama sistematik olarak ilk defa bu şekilde bir iddiada bulunan kişi benim. Daha evvel sevgi ile ilgili birkaç yazım vardı ama bu kadar derin araştırmamıştım. Ve araştırdıkça bu konuda bilgim arttıkça anladım ki sevgi çok daha kapsamlı bir şey. Bütün evreni kaplayan bir olgu olduğunu gördüm. Sevginin değeri ilk insandan beri biliniyor aslında, bütün dinler sevgi üzerine kuruludur. Belki o dönemlerde adı konulmamıştı, 5. element denilmemişti ama o zamanda sevgi önemli idi. Peki oldukça ilginç ve sıradışı iddialarınızda var. Mesela küresel ısınmanın sevgisizlikten kaynaklandığı vs. gibi? Evet. Küresel ısınma, ozon tabakasının delinmesi, çölleşme gibi birçok felaket insanların dünyaya yaydığı küresel nefretten kaynaklanıyor. Bununla beraber birçok hastalığın tedaviside sevgi ile mümkündür. Bugün artık tıp camiasında kabul gören bir görüştür kanserli hastaların sevgiyle iyileştiği, iyileşebileceği gerçeği. Ama bundan bir kaç yıl evvel böyle birşey belki bilinmiyordu bile ama bugün kabul ediliyor. Gelecekte sevginin beşinci element olduğu gerçeğini bilim dünyasının kabul etmeyeceğini kimse garanti edemez. Sayın Altılar, çalışmalarınızda başarılar dileriz. Son olarak gençler için ne söyleyeceksiniz. Gençler kendilerine bir hedef belirleyip o yolda tüm güçleriyle hedefe ulaşmak için mücadele etsinler. Ve ebeveynlerde çocuklarına destek olsunlar, çünkü kimse zararına olan bir şeyi istemez. Sevgiyle kalın... Bitlisnews.com »
1 Yorum
1Yorum niyazi beye başarılar dilerim ender yazarlarımızdan olan niyazi beyin eserlerine sahip çıkmalıyız bir tatvanlı olarak...
» Yorumu Gönder
Sadece üyeler yorum yazabilir Lütfen giriş yapın veya üye olun!.
|